Altamira’daki Mağara Resimleri, 40.000 Yıl Önce

2
79
Altamira Mağara Resimleri

Altamira mağarası, İspanya’nın kuzey kıyısında Santander yakınlarında bulunuyor. Bu mağara, Paleolitik (veya Yontmataş) Çağına ait mağara resimleri bulunduğu, şimdiye kadar keşfedilmiş en iyi örneklerinden bazılarına ev sahipliği yapan, biz dizi geçit ve odadan oluşur.

Yaklaşık 300 metre uzunluğa sahip olan mağara duvarlarındaki resimler, öylesine büyüleyicidir ki; 1880 yılında, ilk keşfedildikleri anda sahte oldukları zannedilmiştir.

Avcı-Toplayıcıların, tarih öncesi gerçek eserleri olduğu ancak 20 yıl kadar sonra kabul edilmiştir.

Bizon Mağara resimleri
commons.wikimedia.org

Ünlü mağara resimleri, büyük olasılıkla yaklaşık 22.000 yıl önce yapılmış olsa da ilk sanatsal ürünlerden bazıları 35.000 yıl öncesine kadar uzanır.

Yani 45.000 yıl önce, ilk modern insanların Avrupa’ya ulaşmasından 10.000 yıl sonrası.

Tavsiye Yazı: Homo sapiens, İlk İnsanların Avustralya’ya Çıkışı

Bizon Odasın’daki resimlerde bunların arasındadır. Bu odadaki alçak tavan, renkli hayvan çizimleri ve canlı gibi görünen bizon resimleriyle kaplıdır.

Kayanın dalgalanmalarına rağmen ustaca çizilmiş resimler, neredeyse üç boyutluymuş gibi görünür.

Sanatsal Tepki

Mağara sanatının bilinen başka ilginç örnekleri de vardır.

İspanya’nın kuzeyinde ve Fransa’nın güneybatısında sıkça karşımıza çıkan bu örnekler, çok detaylıca çizilmiş hayvan resimlerinin yanı sıra, oyulmuş işaretler, el izleri ve semboller içerir.

Arkeologlar, Mağara sanatının anlamı ve işlevi hakkında farklı görüşleri savunurlar.

Kimi arkeologlar, ilk yapılan mağara resimlerinin, tıpkı bugünkü sanatçılar gibi sanatın estetik niteliklerini taktir ettiğini düşünür.

Kimi arkeologlar ise, resimdeki inanılmaz detayların – örneğin çizilen hayvanın cinsiyeti ve hangi mevsimde görüldüğünün anlaşılabilmesi – hangi hayvanların avlanacağı, hangi mevsimlerde bulunduğu ve nasıl hedef alınacağı gibi, hayati bilgilerin aktarılması için bir araç olduğunu düşünür.

Mağara Resimleri Av Ritüelleri

Başka bir düşünce olarak, mağara resimleri Paleolitik (Yontmataş) dönemin, dünya görüşü ve dinleriyle alakalı olabilir.

Günümüzde bile toplayıcılık ve avcılıkla geçinen birçok topluluk animistik inançlar paylaşır. Yani hayvanlar, bitkiler ve doğanın parçası olan varlıkların, ruhları olduğuna ve insanların günlük hayatta onların ruhlarıyla etkileşim kurabileceğine inanırlar.

Bu tür toplulukların din görevlileri veya şamanlar, hasta ya da yaralı kişilere yardım etmek amacıyla bu ruhlarla iletişim kurabildiğine inanır.

Tarihsel açıdan kaya sanatı, şamanlar tarafından bulunmuştur. Şamanlar, farklı bilinç halindeyken üretilen kaya sanatı, bu iletişimin bir parçasıdır.

Kimi araştırmacılar, Paleolitik toplumların da benzer inançlara sahip olduğunu düşünüyor.

Aslan Adam
tr.wikipedia.org

Şamanların, hayvanları avcıya teslim olmaya ikna etmek için, kendilerini hayvana dönüştürebildiği de düşünülmektedir.

Bu durum, Almanya’da Hohlenstein-Stadel mağarasındaki Aslan Adam veya Fransa’da Les Trois Fréses mağarasındaki çatallı boynuzları olan insanlar benzeri Büyücü figürü gibi insan ve hayvan benzerliklerini birleştiren tasvirleri de açıklayabilir. Hayvan resimleri çizmek, avlanma anında başarı oranını arttırmak için tasarlanmış “büyüsel” ritüellerin bir parçası da olabilir.

Besin kaynaklarının önemli bir kısmı hayvanlardan oluşan topluluklar için bu tür ritüellerin önemli küçümsenemeyecek derecede önemlidir.

Erginleme Törenleri

Bazı araştırmacılar, mağara resimleri dışındaki el ve ayak izlerinin birçoğu, çok küçük yaştaki bireylere ait olduğuna dikkat çekmiştir.

Sadece hayvan yağlarıyla dolu olan lambalarla, karanlık, rutubetli ve potansiyel olarak tehlikeli mağaralara girmek; gençlerin, rüştünü ispat etmesinin bir yolu olabilir. Bu büyük bir erginlenme sınavıdır.

Definler ve Öbür Dünya

İnsanların dini ritüellere katılımına dair kanıtlar çoğunlukla definlerden gelir. Örneğin Çek Cuhmuriyeti’ndeki Dolní Věstonice bölgesinde üç ceset, cinsel imalar barındıran bir şekilde gömülmüştür.

Erkek iskeletlerden biri, kadın iskete yandan sarılır ve onun kalçasına doğru uzanır; diğer taraftaki erkek iskeletinin ise yüzü yere dönüktür. Başlarının etrafında ve kadının kalçasında toprak boyası olarak bilinen kırmızı pigment serpiştirilmiştir.

İlginç bir biçimde üçü de ender olarak görülen iskelet bozukluğuna sahiptir ve bu nedenle akraba olabilirler. Cesetlerin bu şekilde gömülme nedeni muhtemelen gizemini her zaman koruyacak.

Başka bölgelerde bazı insanlar, “mezar eşyasıyla” defnedilmiştir. İtalya’da Arene Candide mağarasındaki mezarda, deniz kabuklarıyla yapılmış detaylı süslemeler ve Rusya’da Sunghir bölgesinde iki çocuk mezarında, mamut dişlerinden yapılmış dikkat çekici mızraklar bunlara örnektir.

Bazı araştırmacılar, bu kişilerin – özellikle de kısa hayatlarında, yeterince zamanı olmayan ve öldükten sonra özel bir muamele görmelerini sağlayacak şöhrete kavuşamayan küçük yaştakilerin – zengin bir biçimde süslenerek defnedilmesi, kimi gruplarda hiyerarşi ve statü ayrımının oluşmaya başlamasını açıkladığını düşünmekte.

Ancak bunlar görünüşe göre uzun süre boyunca yaygınlaşmamıştır. Yine de insanlar, ölümden sonra ne olduğuyla ve ölülerin öbür dünyaya nasıl gitmesi gerektiğiyle ilgilenmeye başladığını açıktır.

“İnsanlar Her yerde ve her zaman kendilerini ve dünyalarını imajlar ve semboller aracılığıyla tasvir etme içgüdüsünü paylaşmıştır.”

Jill Coock

Buz Devri Sanatı (2013)

Bölgeyi Hedef Almak

Başka araştırmacılar, İspanya’nın kuzeyinde ve Fransa’nın güneybatısında, en “klasik” Paleotilik mağara resimleri yoğunlaştığına dikkat çeker.

Bu bölge, kimine göre yaşama elverişlidir; Buzul Çağı‘ndaki gibi en soğuk dönemlerde bile, güneyde daha sıcak iklimler ve dolayısıyla daha üretken olan habitatlar, kalabalık hayvan sürülerine ev sahipliği yapmıştır.

Tavsiye Yazı: Son Buzul Çağı, İklim Değişikliği M.Ö. 21.000

Sonuç olarak, insanlar iç içe büyük kalabalıklar halinde bu bölgede yaşamıştır. Toprak ve kaynaklar için mücadeleye giren gruplar arasında, sosyal gerginlikler daha çok ortaya çıkmaya başlamıştır.

Aynı günümüzdeki insan toplulukları gibi – ister basketbol taraftarları, ister ulusal devletler olsun – bayraklar, giysiler, kostümler, sınır bölge ve grup kimliği sembollerinin kullanılması gibi, Avrupalı Paleolitik gruplar da kaynaklar için yoğun rekabetler yaşanmış olabileceği bir dönemde, mağara resimleri ve birçok farklı eşyayla dekora etmiş olabilirler.

“İnsanlar kendilerini canlı bir dünyanın parçası olarak görmüştür. Bu dünyada hayvanlar, bitkiler ve hatta sınır işaretleri ve cansız objelerin bile kendilerine özgü yaşamlar sürdüğü düşünülmüştür.”

Beyin Faganı

cro-Magnon (2010)

Hayatta Kalmak İçin Uyumluluk

Bu tür karmaşık toplumsal etkileşimler, Homo Sapiens‘in Buz Devri Avrupa’sının zorlu ortamlarında nasıl hayatta kalabildiğini açıklayabilir.

Tavsiye Yazı: Homo Sapiens, İlk İnsanların Avustralya’ya Çıkışı

Avcı-Toplayıcılar, bölgenin düşük yoğunluklu yerlerinde toplanmış olabilir. Bu döneme ait birçok arkeolojik kazı bölgesinde, karışık binalar veya yapıların kalıntıları bulunmamıştır.

Bu insanların, hava ve iklim koşullarına göre göçebe yaşadığını akıllara getirir.

Büyük ihtimalle, mevsimlere göre göç eden ren geyikleri gibi büyük hayvan sürülerini takip etmiş olabilirler.

İlk insanların yeni ilişki kurabilme yeteneği, avcı gruplarının zamanı geldiğinde birleşmesine olanak sağlamıştır. Kaynaklar bol olduğu zamanlarda toplu bir şekilde avlanmışlardır; örneğin bölgede ren geyiği sürülerinin göç ettiği yol üzerindeki, dar vadilerin ya da nehirden geçerken – saldırıya en uygun zamanda – sürüleri birlikte avlamış olabilirler.

Kıtlık zamanları geldiğinde ise, bu gruplar yaşamlarını korumaya yetecek kaynakları bulabilmek için tekrar bölünerek uzaklara dağılmışlardır.

Kullanılan İlk Teknolojiler

Bu avcı-toplayıcı grupları, ölüm kalım meselesi olduğunu düşündüğünü için avcılık teknolojisi üzerine önemli çaba sarf etmiştir.

Ucuna ustaca işlenmiş taşlar takılan mızrakları, daha uzak mesafeye fırlatmak ve hedefi daha etkili bir biçimde vurmak için mızrak fırlatıcı kullanmışlardır. Bu araçlar avcılıkta başarılı olmak için büyük önem taşır.

Balık avlamak içinde benzer bir şekilde, kemik ve boynuzdan, zorlukla oyulmuş son derece karışık uçlarında iğne olan zıpkınlar kullanılmıştır.

Toplumun Oluşturulması

İncelikle işlenmiş kemik, tığ ve iğneler, Taş Devri insanlarının hayvan derisi ve kürkünden, sıcak tutan giysiler yaptıklarını ve bunu önceki insanlardan çok daha fazla özen gösterdiklerini kanıtlar.

Hayvanın dişlerinden ve kabuklardan, özenle işlenmiş süslemelerden, taştan yontulan veya kilden yapılmış figürlere kadar daha birçok eşya üretilmiştir.

Bunların çoğu geniş ölçekli sosyal ağların parçası olarak başka gruplardan bireylere satılmış, hediye edilmiş ya da başkalarıyla takas edilmiş olabilir.

Son Buzul Maksimum döneminde Avrupa’nın önceden bilinmeyen çevre koşullarında, fazla olan kaynakları, diğer gruplarla paylaşmanın daha sonra ki kıtlık dönemlerinde önemli bir geri dönüşü olabilir.

Bir grup kendi bölgesinde kaynak bulmakta zorlanırsa, daha önce cömertçe davrandıkları başka bir grup onlara bunun karşılığını verebilir.

Bu tür değiş tokuş ilişkileri, büyük olasılıkla çok uzak grupları bile birbirine bağlamış olabilir. Böylesine zor çevre koşulları altında insanlar yaşamlarını sürmek için, önem taşıyan birsel ilişkiler ve grup ilişkileri ağındaki yerini almıştır.

2 YORUMLAR

  1. konuyu merak uyandıran anlatım tarzın ile yazdığın yazıları takip etmekteyim her bir paylaşımın ayrı güzellikte yazılarının devamını merakla beklemekteyim …

  2. Umarım sosyal medya kapatma mevzusu buraya sıçramaz. Ziraa netflix i sosyal paylaşım platformu sananlar bu mükemmel bilgileri paylaşan platformu da tehlikeli olarak görebilir!!!!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz